edirne

Serhat İli Edirne ile Geçmişe Yolculuk Yapın

Osmanlı’nın ikinci başkenti olan Edirne, geçmişinin tüm güzelliğini bozmadan bünyesinde barından bir ilimiz. Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapısı Edirne, ziyaretçilerini geçmişte yolculuğa çıkarıyor. Bu ihtiyar ama bilge belde, ziyaretçilerini bekliyor.

Edirne, en çok bilinen eseri Selimiye Camii ile şehrin her yerinden ziyaretçilerine merhaba diyor. Selimiye, azametli duruşu ile Edirne’nin her yerinden görülebiliyor. Şehrin en merkezi konumunda bulunan bu eser, Mimar Sinan’ın en kudretli eseri. Sekiz fil ayağı üzerine oturtulmuş tek parça kubbesi ile çağını aşmış ve günümüz mühendislerinin ağzını açık bırakmış bir eser olan Selimiye Camii, Edirne’nin en müstesna eseri konumunda. Burayı ziyaret edenler hayranlıklarını gizleyemiyor. Sanatın doruklarında dolaşan Selimiye Camii, sadece yapısı ile değil, en ince detayıyla bile ilgi odağı halinde. Öyle ki, ters lale motifi bile korumaya alınmış durumda.

Selimiye Camii’nin pencerelerinden batıya bakıldığında insanlara hoş geldiniz diyen iki eser daha var. Eski Cami (Ulu Cami) ve Üç Şerefeli Cami. Edirne’nin yerlileri, “Eski Cami yapılmış, bir süre sonra yetmemiş Üç Şerefeli yapılmış. O da yetmemiş Selimiye yapılmış” derler. Birbirlerine çok yakın olan bu üç eser Edirne’nin tarihi hakkında size çok şey anlatacaktır. Bu üç cami için “Eski Cami’nin yazısı, Üç Şerefeli’nin kapısı, Selimiye’nin yapısı” diye bir söz söylenir halk arasında. Eski Cami hat yazılarıyla, Üç Şerefeli Cami kapılarıyla ve tabii ki Selimiye de mimari yapısıyla meşhurdur.

Sadece bu üç cami değil, meşhur köprüleri de Edirne’nin önemli yerlerinden. Meriç ve Tunca nehirleri üzerine kurulmuş geçmişten geleceğe köprü olan bu eserler şehrin doğayla iç içeliğine bir şiir gibi asırlardır hizmet veriyorlar. Tunca’yı geçip de Bayezid Külliyesi ve içerisinde bulunan 2. Bayezid Camii ve şifahanesini görmemek olmaz tabii ki. Bugün sağlık müzesi olarak kullanılan şifahane geçmişte hastalıklara nasıl tedaviler uygulandığı hakkında bilgi veriyor. Bu külliyenin batısında yer alan Hıdır Baba Tabyaları da balkan savaşlarından hatıralar taşıyor.

Kırkpınar güreşlerinin yapıldığı Sarayiçi ve eski saray kalıntılarını da görmemek olmaz haliyle. Edirne’nin başkentliği İstanbul’a devrinden sonra eski vasfını yitiren ve bugün kalıntıları arta kalan Edirne Sarayı ve hemen yakınında yer alan Kırkpınar Güreş Alanı Edirne’nin tarihi ile ilgili birçok bilgi veriyor.

Meriç Nehri, Yunanistan ile doğal sınırımız olarak kabul edilmiş fakat Lozan Antlaşmasında Yunanistan Meriç’in ötesinde bulunan Karaağaç bölgesini savaş tazminatı olarak ülkemize bırakmış. Bu bölgede yer alan Karaağaç tren istasyonu ve Lozan anıtını görmemek de olmaz haliyle. Buraya gelirken geçilen köprüler de Edirne’nin simgeleri konumundalar.

Edirne, birçok eseri ve doğa ile iç içe bir şehir olması sebebiyle gezilip görülmesi gereken bir ilimiz. Çocukların, tarihimiz hakkında birçok bilgiye ulaşacağı ve birçoğunu bizzat görerek yaşayabileceği bu şehrimiz, açık hava müzesi gibi, bir okul gibi adeta birçok şey anlatıyor. Edirne’yi, çocuklarınızla gezmeyi ve onlara tarihimizi anlatmayı ihmal etmeyin 🙂