mother-429158_1920

İlk Oyun Arkadaşımız: Annelerimiz

Dünyaya gözlerimizi açtığımızda yanımızda duran ve bizi ömrünün sonuna kadar bırakmamakta kararlı birisiydi o. Ağlamalarımıza koşar, gözyaşımızı dindirir, yüzümüze gülücüğünü kondurur ve bizi tatlı bir uykunun kollarına emanet ederdi. İlk adımlarımızı onunla attık biz. Zor da olsa ileri doğru bir adım attığımızda onun şefkatli kollarında bulduk kendimizi. Bir de baldan tatlı bir öpücüğünü… İlk kelimemizi beklerken, içinden “anne” dememizi ister, isteği yönünde gerçekleşirse sevincini çok da belli etmez, başka bir kelime olursa da burukluğunu yansıtmazdı. Sonuçta, bir gün muhakkak “anne” diyecektik ona.

Biz büyüdükçe o da büyüdü. Bizi hiç yalnız bırakmadı o. Parka gitti bizimle, salıncakta salladı bizi. Sokakta birlikte koştuk, çimlerin üstüne uzandık belki.  Düşüp de dizimizi kanattığımızda hem bize kızdı, hem de ilk koşan kişi oldu. Dizimizi temizledi, pansuman yaptı. Üf olmuştuk ama o acımızı dindirdi bizim. Bazen kızdırdık, dinlemedik, ufak bi şaplak attı bize. Ama çok da acıtmadan. Kızdığını belli etmek içindi yaptığı. Çoğu zaman hatamızı bildik, sustuk, özür diledik belki ona kocaman sarılarak. O bizi hiç bırakmadı. Kızdı ama hiç küsmedi.

Bize her oyunumuzda eşlik etti. Onunla hayal dünyamızın bize göre kocaman, belki ona ufacık gelen oyunlarını oynadık. Belki bir hasta oldu, onu tedavi ettik. Ya da bize çaya oturmaya geldi, bir fincan çay verdik. Arabalarımızı onunla sürdük halının üstünde. Yapbozları birlikte yaptık. Kumdan kaleler inşa ettik belki. Her oyunumuzda yanımızda o vardı. O bizim ilk oyun arkadaşımızdı.

Gecenin bir vakti hasta haldeyken biz, başımızda sabahladı. Üstümüzü örttü, ateşimize baktı. Kendi uykusundan vazgeçti biz uyuyalım diye. Sabaha rahat bir şekilde uyanınca gözlerinin içi güldü hep. Kocaman sarıldı ufacık yavrusuna. Biz, onun için, dünyadaki her şeyden daha kıymetliydik çünkü.

Okula birlikte gittik, birlikte yazmayı öğrendik, birlikte sayı saydık. Harfleri birlikte çizdik, birlikte tahsil gördük yıllar boyunca. Çantalarımızı o taşıdı, minik bedenlerimiz yorulmasın diye. Bizi bizden daha çok düşündü. Beslenme çantalarımızı doldurdu sürekli, okul köşelerinde aç kalmayalım diye. Çıkışta da hep o vardı bizi bekleyen. Kışın soğuğunda, yazın sıcağında bizi bekledi okul önünde.

Onunla birlikte oyun oynadık, birlikte ağladık, birlikte güldük, birlikte dilek tuttuk, birlikte hayata tutunduk. Birlikte hasta olduk, birlikte şifa bulduk. Onunla koştuk, onunla yorulduk. Kalbimiz onunla çarptı hep. O bize bir koruyucu melek gibiydi sanki. Merhameti, sevgiyi ondan öğrendik. O bizim annemizdi. Ve biz bir hiçtik, bir yalandık onsuz, Bahtiyar Vahapzade’nin dediği gibi.

İsterdik, onların kıymetini anlatan sayfalar dolusu yazılar yazalım. Bu düştü yüreğimizden. Anneler gününü kutlamak istedik sadece. Kocaman bir tebessümle.