Atıf Ünaldı

İnternet Sektöründe Çalışmalar Yürüten Atıf Ünaldı İle Röportaj Yaptık

İnternet sektöründe çalışmalar yürüten Atıf Ünaldı ile yaptığımız röportajımızda, internet’in çocuklar üzerindeki etkisini konuştuk. Atıf Bey, interneti yakından bilen biri olarak, farklı kullanıcı kimliğiyle sorularımızı yanıtladı. Kimi zaman yetişkin bir internet kullanıcısı kimi zamansa ebeveyn olarak internet konusunda düşüncelerini bizimle paylaştı.

Atıf Ünaldı ile Röportajımızın detaylarına geçelim:

O.K.Ö: Güvenli internet kullanıcısı olmak için nelere dikkat edilmeli?
A:Ü: İnternet hayatın kendisidir. İçinde iyi de vardır, kötü de… Şehrin sokaklarında yürümekten farkı yoktur. İşte bu benzetmeyle bakarsak, internette nasıl davranmamız gerektiğini kolayca biliriz. Normal hayatta size nelerin yapılmasını istemiyorsanız internette de bunların yapılmasına izin vermeyiz.
Geçek hayatta ne suç, ne nezaketsizlik ne güvensizlik sayılıyorsa burada da aynısı geçerlidir. İnternette olması bakış açısını değiştirmez. Sizi yaklaştırmaz, uzaklaştırmaz.
O.K.Ö: Gerçek hayattaki güvenliği sanal dünyadaki güvenliğe nasıl dönüştürebiliriz?
A.Ü: Sanal dünya dediğiniz virtual reality ise orada güvenlik ile ilgili problem şu anda yok. Ancak bahsettiğiniz sibermekan (cyberspace) olan internet ise, onu güvenli kılmak için ilk şart ona sanal dememek. Sanal derseniz orada olanların sizi rahatsız etmemesi lazım. Ama siber ise o zaman zaten hayatın bir yansımasıdır ve güvenlik aynı güvenlik yaklaşımından yola çıkar.
O.K.Ö: Teknolojiyle çocukları ne zaman tanıştırmalıyız?
A.Ü: Bu konuda herkesin kafası çok karışık. Teknolojik aletlerin yaydığı radyasyon ve mavi ışıktan, bir ışık kaynağına bakmanın gözlerdeki etkisine kadar birçok fizyolojik problem konuşuluyor. Ayrıca hiperaktivite, yaratıcılığın öldürülmesi, hatta IQ’da düşüş gibi psikolojik etkiler de konuşuluyor. Ancak bunların aksine bir görüş ise, çocukların genel geçer dünyanın şu anki yaklaşımlarından uzak yaşamaması üzerine. Ben buna daha yakınım. Biz kullanıyorsak, çevrelerindeki birçok çocuk kullanıyorsa nasıl teknolojiden uzak tutabilirsiniz. Ancak herkesin kendi cihazı olması ise yeni nesil çocuk yetiştirmede kullanılan bir yöntem.
Yani ebeveyn teknolojiyi kendisinin de olduğu bir anda, çoğunlukla kendi cihazından değil çocuğuna ait cihazdan, anlatarak ve öğreterek kullandırırsa karşı değilim. Aksi durum ise teknolojiyi nasıl kullandığını bilmeyen, karşılaşınca hayret eden birçok ebleh çocuğun oluşmasına sebep olur.
Bir diğer konuda teknoloji etkileşiminin nasıl olacağı konusunda. Çocukların algoritma, robotlarla etkileşim, makine etkileşimi konularında bilgi sahibi olmaları çok gerekli. Fakat onları tüketici yapacaksanız? İşte bu büyük hata olur.
O.K.Ö: Çocukları internetin ve teknolojinin zararlarından korumak için, ebeveynler nasıl bir iletişim kurmalı?
A.Ü: Öncelikle zararları tanımlamak gerekiyor. Ben eve ilk bilgisayarımı 80’li yılların sonunda aldım. Önceleri mavi, siyah ekranlar vardı. Yazılım yaptığım için o günden bugüne en az bir ekrana baktım ve geceleri de çalıştım. Ancak hala göz doktoruna gittiğimde fırça yiyip kovuluyorum. Zira gözlerimin durumu çok iyi. Şimdi eğer ekrana bakmak zararlı olsaydı benim şu an gözlük takıyor olmam gerekirdi.
Bir başka örnek; yakın arkadaşlarımdan biri network uzmanı, bana göre daha az bilgisayar kullandı. Ben profesyonel sporu 15 yıldır bıraktım o ise hala skydiving yapıyor. Cep telefonunun fontlarını o kadar büyük ayarlamış ki ben 100 metreden rahatlıkla görebiliyorum. Ama o eline almadan göremiyor. Yani işte ekran zararlıysa ikimizde nasıl aynı etkiyi yapmadı?
Ben tıbbın ibni sina’dan sonra pek de gelişmediğini düşünüyorum. Hiçbir şey net değil. Big data kullanmayı öğrenmeden de  istedikleri seviyeye erişmelerinin mümkün olmadığını düşünüyorum. Yıllardır çalıştıkları kanser, aids gibi konularda bir arpa boyu yol alabilmiş değiller mesela. Genelde konuşup bir şeyin zararlı olduğuna karar verip herkesi korkutuyorlar.
Babannemin tereyağı yerine margarin yemesi gerektiğini söyleyen doktorlar, benim jenerasyonuma da yumurtayı yasakladılar. Şimdi ikisinin de yanlış olduğunu söylüyorlar. O zaman neyin zararlı olduğu konusunda nasıl karar alıyorlar diye sorgulamak lazım gibi geliyor.
O.K.Ö: Sosyal ağlar çocuklar için ne kadar güvenli? Kullanımına izin verilmeli mi?
A.Ü: Bazı şeyler büyükler içindir. Çocuğunuz elinizde görüyor, hoşlanıyor ve istiyor diye eline bıçak verir misiniz? Ben vermem. Her şeyin bir yaşı vardır. Bir kere yaşı çok iyi belirlemek gerekiyor. Mesela Facebook’un 13 yaş sınırı bence öyle kafadan konulmuş bir şey değil. Buna mutlaka uymak gerekiyor. Bu kuralı geçmiş olsa bile arkadaşları var mı diye bakmak lazım. Varsa o zaman bilinçli bir şekilde izin vermek lazım. Çocuğunuzun sosyal ağda dolaşması ile sokakta dolaşması arasında hiçbir fark yoktur. Nasıl dışarı bıraktığınızda göz önünden uzaklaştıramıyorsanız bunu sosyal ağda da yapmalısınız.
O.K.Ö: Sizce kişisel çabamız ile bilişim suçlarını önleyebilir çocuklarımızı koruyabilir miyiz? (çocuk istismarı, hırsızlık, madde bağımlılığı gibi.)
A.Ü: Çocuk istismarı yanlışlıkla yapılacak bir suç değildir. Çok ciddi bir suçtur. Bu nedenle dünyanın her yerinde ifşa edilir. Çocuk istismarı kişisel çözülebilecek bir konu değildir. Daha organize çözümler gerekir ki; buna kimse itiraz etmez. Hatta bu konuda oltalama yöntemi ile kişilerin ortaya çıkarılması beklenir. Dünyada bu iş böyle çözülür. Türkiye’de de böyle olmalıdır. Bu kişiler mutlaka kolluk kuvvetlerine teslim edilmeli ve ifşa edilmelidir.
O.K.Ö: Ebeveynler çocukları üzerinde görünmez bir el ile kontrol sağlayabilirler mi?
A.Ü: Tam da böyle olmalı. Hatta arada belki oltalama yöntemi ile test etmeli. Bunun bir örneğini internette bir videoda gördük. sosyal medyadan (televizyon programının sunucusu olan) bir kişi bir profil açıyor ve birkaç genç kıza arkadaşlık teklif ediyor. Çocukları gizlice kendisiyle buluşmaya ikna ediyor. Sonra çocukların aileleri ile buluşmaya gidiyor. Bu musubet bence o hanımlara birkaç yıl iyi gelecektir.
O.K.Ö: Ebeveynler olarak; Masaüstü, Android, IOS sistemlerindeki oyunlarda nelere dikkat etmeliyiz?
A.Ü: Kızım daha çok küçük. Çok az olmak üzere YouTube ve bir iki oyunu annesi ve benim refakatimde seyrediyor. Ben bazen yalnız bırakıyorum ama mutlaka kulağım onda. YouTube’de bebek şarkıları dinliyor. Videolarda kare sayısının fazla olmamasına, MTV style çekimler olmamasına dikkat ediyorum. Az hareket, az kadraj olmalı. Renkler hızlıca değişmemeli. Videolarda etkileşim olmadığı için bunu çok tercih etmiyorum. Oyun konusuna gelince, IOS olmasını tercih ediyorum. Apple ürünleri çocukların eline bırakma konusunda Android’den daha güvenilir. Genelde oyunlarda da etkileşim olmalı ama çok hareketli olmamalarına dikkat ediyoruz.
O.K.Ö: Oyun bağımlılığını nasıl önleyebiliriz?
A.Ü: Bağımlılık, psikolojik ve genetik kökleri olan bir konudur. İnsanlar çoğunlukla bağımlı bir karaktere sahip olduklarında bu konular problem haline gelebilir. Bu tip durumlar varsa saat bazında bir plan yapmak ve plana uymak bağımlılığı önlemenin tek, en kolay yöntemidir.
O.K.Ö: Tekno Sosyal Aile kavramı için siz ne düşünüyorsunuz, olumlu ve olumsuz etkilerinden bahseder misiniz?
A.Ü: Teknoloji sosyal olmaya engel değildir. Bunu yıllardır söylüyorum. Teknoloji belki mahallenin bakkalı ile olan ilişkilerinizi azaltır ama sevdiğiniz kişilerle sosyalleşmek için zaman kazanmanızı sağlar. Bu da son derece önemlidir. Teknolojiyi yoğun kullanan bir aile olarak her hafta sonu en az iki dostumuzla ailece görüşmeye özen gösteriyoruz. Yani sosyal olamadığımızı, kapalı bir aile olduğumuzu söylemek neredeyse imkansız.
Keyifli röportaj için Atıf Bey’e teşekkür ediyoruz.
Atıf Ünaldı Kimdir?
Boğaziçi Üniversitesinde Fizik Bölümünde eğitim aldığı yıllarda Türkiye’de ilk kez iki bilgisayarı telefon hatları üzerinden konuşturan BBS sistemini kurarak, Türkiye’deki ilk internet ağını oluşturmuştur. Radyo D’de (Radyo Kulüp), “Farenin Kuyruğu” adlı yine Türkiye’deki ilk internet ve bilgisayar informasyon programını yaparak başka bir ilke daha imzasını attı. Birinci Dünya Hava Oyunlarının internet süpervizörlüğünü yapmış, bu esnada sporcuların internet ve intranet üzerinden kayıt sistemlerini gerçekleştirmiştir. Microsoft’un desteklediği Sitebuilders adlı grubun kurucularından olan Ünaldı, tüm Türkiye’de bu grupla “web tasarımı”, “mobil internet”, “e-ticaret”, “internet reklamcılığı” gibi konularda konferanslar, seminerler, açık oturumlar düzenlemiştir.Ünaldı; şu an aralarında ITKIB gibi kurumların bulunduğu şirketlere IT, Online İtibar Yönetimi ve IPTV konularında danışmanlık yapıyor. Sosyal projelerde de yer alan Atıf Ünaldı, şu an IPTV derneği başkanı ve YEKON, eticad gibi STK’larda da aktif görevlerde bulunuyor.