oyunvecocuk_yeni

ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE OYUN VE OYUNCAĞIN ÖNEMİ

Çocuğun hiç kimseden öğrenemeyeceği konuları, kendi keşfiyle öğrenmesidir oyun. Fazlasıyla biriken hareket ve yaşam enerjisinin de toplum tarafından en kabul edilen boşaltma yöntemidir aynı zamanda. Hayal kurarak oynadığı oyunlar çocukları belli başlı korkularından kurtarmaya yararken, grup halindeki oyunlar çocukta işbirliği ve toplumla birlikte yaşama yönünü kuvvetlendirmeye son derece faydalıdır.
Oyun yoluyla sosyalleşen, ‘ben’ ve ‘başkası’ kavramlarının bilincine varan çocuk, vermeyi ve almayı da oyun aracılığıyla öğrenir. Bir bakıma oyun çocuğa sentez yapma ve yaratma imkanı da sağlar. Gerçek dünya ile hayal dünyası arasında bir köprü kuran oyun sayesinde çocuk ruhsal olarak doyuma ulaşır. Kız çocuklarının bebeklerini farklı farklı giydirip, gezdirmesi; erkek çocuklarının macera oyunlarıyla iç dünyalarını dışa vurması da bu gelişim ve doyum sürecini destekler. Erken çocukluk da, çocuk ilk önce ”tek başına oynanan oyun” oynar, daha sonra akranlarını izlemekten ve nihayet grupla oynanan oyunun zevkine varır.

Oyun ve Oyuncak Bir Bütündür

Tüm bu gelişim sürecinde ”materyalin” yani oyuncağın rolü yadsınamaz. Bu süreçte, çocuğun hareketlerine düzen getiren, bedensel, zihinsel ve psiko-sosyal gelişimlerine yardımcı olan tüm araçları ”oyuncak” olarak tanımlayabiliriz.
Oyuncaklar, çocuğun doğal yeteneklerini geliştiren, böylelikle de büyük bir eğitimsel işlevi yerine getiren oyun malzemeleridir. Çocukta seçme ve değerlendirme duygusunu da geliştiren oyuncaklar, bu işlevleriyle çocuğun kendi kendine karar verebilmesine ve belirli bir alanda beceri kazanmasına olanak hazırlar. İşte tüm bu yönleriyle oyun ve oyuncak, çocuk gelişiminin mihenk taşıdır ve üzerine hassasiyetle eğilmelidir.